Caca Bey'in Kırşehir ve Türkiye Tarihindeki Yeri

2008-04-18 11:31:00

 

CACA BEY   

 

Caca Bey Kırşehir Emiri (Caca oğlu Nurettin Cebrail) Kırşehri'ne büyük hizmetler görmüş, büyük ve tarihi bir şahsiyettir. 0, adını ebedileştirmiş bir devlet adamıdır. Milli tarihimizde(Caca Bey) adıyla şöhret kazanmıştır. Ona (Caca, Cece, Cace, Çaça) da denilmektedir. Caca denilmesi dedesin Kırşehir civarında bulunan "Ceceli" aşiretine mensup olmasından ileri geldiği söylenmekte ise de (Caca) dedesinin adıdır. Caca Bey' in babası Ceceli aşiretinin beyi (Bahaddin Caca) dır. Caca Beyin 1240 tarihinde Kırşehir de doğduğu tahmin edilmektedir. Gençliği hakkında tarihlerde bilgi yoktur. Hangi okullarda okumuş, kim tarafindan yetiştirilmiş, bu da belli değildir.

            Caca sözü, Caca neslinden geldiğini ifade etmektedir. Caca Bey'in Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında dünyaya geldiği anlaşılmaktadır. Doğumundan üç yıl sonra II. Keyhüsrev Moğol Kumandanı Bayçu' ya 1243 yılında Sivas civarında (Kösedağ) yapılan Savaşta yenilmiş ve Moğolların hakimiyetini tanımak zorunda kalmışti. Türk Selçuklu sülalesi resmen devam etmiş, fakat dahili idare yerli Türklerin elinde kalmıştı. Anadolu'nun bir kısmında İlhanlı hükümdarları tarafından tayin edilen umumi valiler tarafindan idare edilmekte idi. Anadolu’nun bu bozuk düzenli devirlerinde Çocuk1uğunu geçiren Cacaoğlu, büyüdüğü zaman Moğolların dikkati nazarını çekmiştir. 0 genç yaşında zekasını göstererek bir çok hizmetlerde bulunmuştur. Kısa zamanda büyükler arasına karıştı. Onun zekasını bize Mevlana Celaleddin Rumi'nin yazmış olduğu mektubundan okuyoruz.

            Mevlana 0' nu bu suretle övmüştür Kırşehir'deki medresenin kitabesinde de (Allah'ın rahmetine ve affina muhtaç kul Cebrail ibni Caca) yazılıdır.

            Caca Bey III. Giyaseddin Keyhüsrev zamanına düşen (1266-1283) tarihleri arasında Anadolu'da bir çok hayret meydana getirmiştir. Eskişehir'de bir cami yaptırmıştır. Bu caminin hutbesi ile minaresi kalmıştır. Ayrıca bir de han inşa ettirmiştir. Bunlardan başka 17 cami ile bir de zaviyeyi tamir etmiştir. Bunlar Eskişehir Emiri iken yaptırmıştır. Bir aralık Tokat'ta bulunmuştur. Bundan sonra 0'nu Kırşehir emiri tayin etmişlerdir.

            Kırşehir'e gelir gelmez Emirhor olan Esede-din isyan etmişti. Caca Bey maiyetinde bulunan askerleriyle bu asi Eseded-din' in üzerine yürüdü, doğruca sığınmış olduğu Salime Kalesini kuşattı. Kısa bir savaştan sonra kaleyi fethe muvaffak oldu. Asi Emirhor'u ve askerlerini yakalayarak hepsini kılıçtan geçirdi. 0           zamanlar Selçuklu tahtında bulunan Ruknettin Kılıçaslan IV. Muinid-din Süleyman  İle mücadeleye girişmişti. Süleyman tarafını tuttu. Bundan sonra kardeşi Sarac-üddin İsmail ile Birlikte Elbistan savaşına gitti. Caca Bey kardeşi        ile Mısır Memlük’ ü Baybars’a esir düştü fakat Baybars bütün esirlerini serbest bıraktı. Bu zaman Caca Bey de Şam’dan Kırşehire döndü. Fakat kardeşi Seracett  Caca Bey bu hizmetleriyle vezir ve sipehsalar mertebesine kadar yükselmiştir. Bundan sonra Kırşehir'de bir hükümdar gibi hüküm sürmüştür.in İsmail Halepe yerleşti. Halepde Caca Beyler sülalesi devam etmiştir.  

            Caca Beyin şöhreti ve ettiği hizmetler 0rta Anadolu'yu sarmış. 0'nu büyük bir emir olarak tanımışlardı. Yüksek ahlakı, kahramanlığı hayatı ve bilhassa Türk halkını koruması nedeniyle halka kendisini sevdirmişti. Özü sözü pek olan bir emirdi. Selcuklular acemileştiği halde Emir Caca Türklüğünü muhafaza etmiş soyu ile şeref duymuştu. Öz Türkçe konuşur, emir ve devlet işlerini hep Türkçe yapardı. Caca Bey Mevlana ile 1273 tarihinde görüştü. Mevlana 0' nu çok severdi. Aralarında bir çok görüşme ve mektuplaşmalar olmuştur. Caca Bey aynı zamanda Hacı Bektaşi Veli ile de i1işki içinde olmuştur. Haci Bektaş ile görüşmelerinin 1270 tarihine rastladığı tahmin ediliyor. Kırşehir Emiri olan Caca Bey kendi idaresinde bulunan Hacı Bektaş ile ilgilenmiştir. Acem kültürü etkisinde kalan Selçuklulara karşı Türklüğü koruyan Hacı Bektaş'ı Caca Bey ihmal edemezdi. Aralarında bir çok vakalar geçmiştir. Caca Bey Hacı Bektaşi Veli'ye saygi göstererek 0'nu korumuştur. Hacı Bektaş Velayetnamesinde Caca Bey hakkında şu bilgiyi vermektedir:

            "Coca Bey’in Sultan II. Alaaddin ile araları bozulmuş, 1298 tarihinde Onu Eskişehir'de bulunan bir zindana attırmıştı. Bunun sebebi belli değildir. Bir zaman sonra Sultan Alaaddin Coca Beyi hatırlayarak bir adamını göndermiş. Çünkü Sultana Caca Beyin gözlerinin kör olduğunu söylemişlerdi. Saray adamı zindanda Caca Bey,i  ziyaret ederek kör olmadığını görüp Sultan Alaaddin’e bildirdi. Sultan Caca Bey'i  huzuruna çağırttı, üç yerde Caca Bey ,e tımar verdi."

            Nurettin Caca Bey'in Kırşehir'de 1272 yılında kurmuş olduğu medrese onun adını ebedileştirmiştir. 0'nun tarihi şöhreti, ilme hizmetinden dolayıdır. Caca Bey Medresesi şehrin tam göbeğinde kurulmuştur. Medresenin tek olan kapısı üstünde Selçuklu yazısı ile kabartrna sülüs iki satir işlenmiştir. Bu kitabeye göre bu Medrese Kılıçaslan oğlu Keyhüsrev'in devlet gününde Cebrail İbni Caca tarafından 1272 yılında tahsis edilmiştir. Medreselerde ayrıca bir kitap İlhanlılar zamanında konulmuştur. Burada halktan alınmakta olan bazı vergilerin kaldırılacağı bildirilmektedir. Medresenin (cami) kubbesi açık ve altında bir kuyusu bulunmaktadır. Bu kuyuya akseden yıldızları tetkik ederlerdi. Bundan anlaşıldığına göre bu Medresede ilm-i heyet (Astronomi) araştırmaları yapılmakta idi, aynı zamanda bir rasathane idi. Şimdi minareye tahvil edilen kule rasat kulesi idi. Bu kule küp şeklinde bir kubbe ile kapalı idi. Batı Türk ilinde Uluğ Bey’in rasathanesi ne ise Selçuklulur zamanında Kırşehir Caca Bey rasathanesi de o derece önemli idi. Alimler buradan yıldızları tetkik ederler gök alemi ile uğraşırlardi.

Medresenin üzerindeki kubbe cami kubbesi değildir bir rasathanedir. Burası sonradan camiy'e çevrilmiştir. İçindeki odalarda öğrenciler yatardi. Bu medresede yalnız astronomi değil, dört mezhebe ait bölümler vardi, burada islam hukuk incelenmekte idi. Bundan başka Hikmet dersleri, yani felsefe dersleri verilirdi.

Caca Bey'e ait Arapça ve Moğolca dört vakıfname bulunmuştur. Bu vakıfnamelerde onun pek çok hayratı yazılıdır. Hayratı şunlardır : Caca Bev Medresesi, Mescit, Hanikah, zaviye, mektep, dar- ül- el- süleha, türbe, Kayseride bir mescit, İskilipte bir medrese, Talmegnide bir medrese, bir mescit, Eskişehirde bir mescit, bir zaviye, bir han yanında bir mescit yaptırmış veya tamir ettirmıştir. Bu derece yüksek bir hayrata sahip olan yüce bir zat idi.

Kırşehir içinde ise vakıfnamelere göre şahsına ait tarla, arsa, bahçe, sulak arazi, han, değirmen, hamam, fırın, buzhane, dükkan, bağ, köy yazılıdır. Bunlardan başka İskilip, Koçhisar, Konya ve Ankara civarında da bir çok malları vardır.

Cacabey hayırsever, çok zengin bir emirdi. 0'nun eseri olan medrese ve türbesi hala Kırşhir'de bulunmaktadır. Kırşehirliler Caca Beyle ne kadar iftihar etseler yerindedir

 

 

1285
0
0
Yorum Yaz